Ölü kederleri en derinine gömüp hayatın kitap aralarında sakladığım aşk'ı içimde büyütüyorum. parmak uçlarımdan bedenime umut sızıyor.. Kalem düşlediğim dünya adına yazıyor.. Gelişinle mutluluğa kucak açmış bir suret var...
havada kan kokusu var, acılar ve çöküşlere dayanamayan bedenlerden sızmış.. titreyen dizlerim yükümün ağırlığından ezilmiş.. bitap düşmüş gözlerim.. hangi çare telafidir dökülen yaşlarına.. adı bende gizli bir hüzündün sen.. söyle...
İçimdeki Eylül'e..Bir şiir yazsam sanaEylül'den kısa olacaktıhayallerim gibi bitişe erken ulaşacaktı.yazmasam içimi kemirip dururdu sevgindışarı taşmaya meyilli..ömrümü bir mısraya bağlayıp yürümesem daha iyiydi..Düş yorgunu...
Varsın dökülsün cümlelerim, Kırılsın kanatlarım.. Karanlıkta rengi nasıl görebilirim ki.. ışık için ne gerekir ki.. Neden söner gözümün feri.. S'onsuzluğunda boğuluyorum, Dünya denen çöplüğün en ücra köşesinde.. Kalp atışlarım için gerekli şiirsellik...
Canımı yakbağır,küfret...ya derin derin çek içine beniya tümden solukarışsın gökçe'ye nefesinle aşk..!bulutlar yağdırsın en gerçek yağmurlarıaklanmaya ihtiyacı var ruhun...buz gibi akşam karşısında gel durma hüzne...
Halim böyle yazılsınbiraz hüzün,geceden kalma bir zerre huzurvakitlerden melodik bir travmadantitrek bir sesin en saf haliyle geldim sanagölgeler başka,güneş başkahüzün daha bir yakıcı...bu gece ;kırmızıya...